Bursa
Parçalı Bulutlu
12.6°
Gündem Bursa

Gürlek: "Şahsa Özgü Af Niteliğinde Düzenleme Yapılamaz"

2026.03.06 12:18 Son Güncellenme: 2026.03.06 12:18 - SİYASET

Adalet Bakanı Akın Gürlek, "umut hakkı" meselesine ilişkin olarak, "Şahsa özgü, genel af anlayışına sahip düzenlemeler yapılamaz" ifadelerini kullandı. Bakan Gürlek, Ankara'da gerçekleşen iftar programında medya mensuplarıyla bir araya geldi. Bu etkinlikte 'Terörsüz Türkiye' süreci, 12. Yargı Paketi ve suça karışan çocuklarla ilgili konular hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bakan, basının demokratik toplumda vazgeçilmez bir unsur olduğunu ve kamuoyunun doğru, hızlı ve güvenilir bilgiye ulaşmasında önemli bir rol üstlendiğini vurguladı.

Gürlek: "Şahsa Özgü Af Niteliğinde Düzenleme Yapılamaz"

Terörsüz Türkiye sürecinin devam ettiğini belirten Bakan Gürlek, TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun Adalet Komisyonu'na ulaştığını hatırlattı. Mevcut aşamada kanun yapımına hazır olduklarını ifade eden Gürlek, şöyle konuştu: "Dün burada Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimizle de iftar yaptık. Onlarla genel olarak ne tür yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini konuştuk. Tabii ki şu an net bir bilgiye sahip değiller, ancak ben mutabakat metnini okudum. Orada bazı kavramların, kamuoyunda tartışılmaya çalışıldığını biliyoruz. Ancak bu kavramlar mutabakat metninde yer almıyor. Bu noktada, şahsa özgü, genel af anlayışına sahip düzenlemelerin yapılamayacağını özellikle vurgulamak gerekir. Adalet Komisyonumuz da bu durumun farkında ve muhtemelen geçici hükümler konulacak. Hangi kanunlarda değişiklik olacağı ise Adalet Komisyonu ve Yüce Meclis'in takdirindedir. Ceza İnfaz Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Kanunu gibi yasalar üzerinde muhtemelen değişiklikler yapılacaktır. Bunun tasarısını, yöntemini, şeklini ve sınırlarını elbette Yüce Meclisimiz belirleyecek. Tekrar belirtmek isterim ki, Adalet Bakanlığı olarak bu süreçte yer almıyoruz. Ancak Meclis'teki arkadaşlarımız destek isterse, her zaman yardıma hazırız."

Bakan Gürlek, Terörsüz Türkiye sürecinin önemine dikkat çekerek, örgütün tamamen silah bırakmasının ve ardından feshedilmesinin bu sürecin ayrılmaz bir parçası olduğunu dile getirdi. Ayrıca, 12. Yargı Paketi'nin TBMM'ye sunulmuşken geri çekildiğini hatırlatarak, "12. Yargı Paketi Meclisteydi. Ben Adalet Bakanı olarak atandıktan sonra bu paketi geri çektik çünkü bazı eksiklikler olduğunu düşündüm. Özellikle toplumdaki beklentiler ve talepler önemlidir. Genel olarak, vatandaşlarımızda adalete güven eksikliği olduğu gözlemleniyor. Bu durumun araştırmasını da yapıyoruz. Yargılamaların uzun sürmesi, vatandaşlarımızın memnuniyetsizliğinin temel nedenlerinden birisidir. Yargılamaların neden uzadığına dair bilgi sahibiyim ve bu konuda hemen icraata geçmek istiyorum. Burada bir alışma aşaması olmadan doğrudan uygulamaya geçmeyi hedefliyoruz. Çeşitli arkadaşlarla birlikte bu konuda formüller üzerinde çalıştık. Ne yapabiliriz ki vatandaşlarımızın mağduriyetlerini en az seviyeye indirebilelim?" dedi.

Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi ile uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istediklerini de vurguladı. Geçen yıldan kalan 12.5 milyon dosyanın yargıda olduğunu belirten Gürlek, bu sayının oldukça fazla olduğunu ifade ederek, "Her uyuşmazlığın yargının önüne gitmemesi için gerekli adımları atmalıyız. Daha önce çeşitli adımlar atılmıştı; uzlaştırma ve arabuluculuk müesseseleri genişletildi. Ancak vatandaşlarımız, hâkim ve savcının yüzünü görmek istiyor, adliyeye gelmek istiyor. Yeni düzenleyeceğimiz pakette uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını yeniden genişletmeyi planlıyoruz. Özellikle boşanma davaları çok uzun sürüyor, vatandaşlarımız nafaka ödüyor ve yeni bir hayat kuramıyorlar. 12. Yargı Paketi'nde, çekişmeli boşanma davalarında taraflar arasında anlaşma sağlandığında, hâkimin bir tutanak tutup arabuluculuğa göndermesi gerektiğini düşünüyoruz." şeklinde konuştu.

Bakan Gürlek, dava sürelerinin uzadığına da dikkat çekerek, Hâkimler ve Savcılar Kurulu bünyesinde yer alan Yargının Etkinliği ve Verimliliği Bürosu ile davaların sürelerinin denetleneceğini ve uzama nedenine göre personel desteği ya da yeni mahkeme açılması gibi önlemler alınacağını duyurdu. Yargılamaların hızlanması konusunda farklı çalışmaların yapıldığını belirten Gürlek, "Atlamalı temyiz müessesesinin uygulanmasını düşünüyoruz. Yani bir dosya hem istinafa hem Yargıtay'a gitmeyecek. Bu düzenlemeyi 12. Yargı Paketi'nde yargının hızlanması için getirmeyi planlıyoruz. Hâkimlerimizi biraz zorlayacağız. Atama ve terfide belirli bir kararın Yargıtay'dan onanmasını artık şart koşacağız. Hâkimin verdiği kararın doğruluğu da önemli olacak ve bu kararın Yargıtay'dan onaylanması gerekecek." ifadelerini kullandı.

Bakan Gürlek, çocuk yaşta suça karışan çocuklarla ilgili 12. Yargı Paketi'nde düzenleme yapmak istediklerini belirterek, "Çocuklarla ilgili cezaları yetersiz buluyorum. Kanunumuzda 12-15 yaş aralığı ve 15-18 yaş aralığı için ayrı ayrı indirimler mevcut. Çocukların cezaevinde geçirdiği süreler de farklılık gösteriyor; bir gün, iki gün sayılıyor. Çocuklar, diğer mahkûmlardan ayrı bir cezaevinde, çocuk evi denilen daha uygun şartlara sahip bir yerde kalıyorlar. Bu konuda gerekli adımları atacağız. Özellikle çocukların adam öldürme veya diğer suçlarda yetişkinler gibi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almasını sağlayacağız. Bu düzenleme için Mecliste bir komisyon kurduk ve zaman zaman bu konuyu görüşüyoruz. Çocukların geleceği bize emanet; onları suç işleme ortamından uzaklaştırmalı ve suç işledikten sonra rehabilite etmeliyiz." dedi.

Bakan Gürlek, yeni nesil çetelerin çocukları kullandığına da dikkat çekerek, "Çocukları ailelerinden kiralıyorlar. Adana'dan, Gaziantep'ten çocukları ailelerinden alıp İstanbul'a getiriyorlar. Daha sonra bu çocukları suç işlemek için kullanıyorlar. Çünkü çocukların alacağı cezalar ve cezaevinde yatacağı süre bellidir. Bu çocuklar dışarı çıktıktan sonra da tekrar örgüte dahil oluyorlar. 11. Yargı Paketi'nde bu konuda düzenlemeler yaptık. Özellikle suç örgütlerinin çocukları kullanması durumunda verilecek cezaları artırdık. 12. Yargı Paketi'nde de bu cezaları artırmayı planlıyoruz. Çünkü çocuklar bizim geleceğimiz." şeklinde konuştu.

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bakan Gürlek, suça karışan çocuğun yükümlülüğünün ailede olmasına ilişkin düzenlemeler olduğunun hatırlatılması üzerine, "Aile çocuğu korumakla yükümlüdür. Ancak çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız. Ancak genel kusur sorumluluğu gereği, eğer bir kusur varsa, bu durumda aile de sorumlu olabilir. Ancak bu konuda henüz bir düzenleme yapmadık. Ailelerin çocuklarına sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum." dedi.

Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi'nde çocukların ıslahına yönelik düşüncelerinin bulunduğunu belirtti. "Çocukların cezaevine girmeden topluma kazandırılması gerektiğine inanıyoruz. Aynı zamanda uyuşturucuyla mücadele kapsamında da benzer bir yaklaşım sergiliyoruz. Uyuşturucudan tahliye olan çocukların, yeniden bu bataklığa sürüklenmemesi için gerekli adımları atmalıyız." dedi. Gürlek, belirli bir yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin düzenlemeler getirmeyi düşündüklerini de açıkladı. "16 yaş ve üzerindeki bireylerin sosyal medyaya girmesi konusunda doğrulama kodu ve cep telefonundan onay alma süreçleri üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca, çocukları şiddete veya olumsuz akımlara yönlendiren sosyal medya hesaplarıyla ilgili de yasal düzenlemeler yapmayı planlıyoruz." şeklinde konuştu.

Bakan Gürlek, 'umut hakkı' ile ilgili olarak, "Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış bir kişi, cezasının tamamını çeker. Terör suçları dışında diğer cezalarda infaz süreleri değişkenlik gösterebilir. Ancak şu anki uygulama gereği, terör suçlarında ağırlaştırılmış müebbet cezası kesinlikle infaz edilmektedir." açıklamasında bulundu.

Kadına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili konuların titizlikle ele alındığını ifade eden Bakan Gürlek, "6284 Sayılı Kanun'un uygulamasında sorunlar mevcut. Özellikle koruyucu tedbirlerin nasıl uygulanacağı konusunda belirsizlikler var. Bu durumu tekrar gözden geçireceğiz. Eğer 6284 Sayılı Kanun'da gereken güncellemeler varsa, bunları gerçekleştireceğiz." dedi. Selahattin Demirtaş'ın tutukluluğuna ilişkin bir soru üzerine Bakan Gürlek, Demirtaş'ın durumu ile 'Terörsüz Türkiye' sürecinin ayrı yürüdüğünü belirtti.

Gürlek, Anayasa değişikliği gerekip gerekmediği sorusuna ise, "Anayasa değişikliği, sadece 'Terörsüz Türkiye' süreci için değil, genel olarak ülkemizin bir Anayasa değişikliği ihtiyacı var. 1982 darbe anayasası, sürekli olarak değişiklikler yapılarak yamalı bohçaya döndü. Bu nedenle anayasanın ele alınarak değişmesi gerektiğini düşünüyorum." şeklinde yanıtladı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası hakkında değerlendirmelerde bulunan Gürlek, "Cumhuriyet savcısının şahıslarla ilgisi yoktur. Savcı, ortada bir suç olup olmadığını araştırır. Burada şahsın kimliği, makamı veya durumu önemli değildir. Biz, suçun varlığına odaklanırız. İBB davasında da bu prensip çerçevesinde hareket ettik." ifadelerini kullandı.

Bakan Gürlek, İBB davasıyla ilgili olarak, "Bu davada makul süre yok. 406 sanık var ve sadece tek bir heyet bu davaya bakacak. Uzman bir heyet, duruşmaları yürütecek. Ne kadar sürede tamamlanacağı konusunda bir tahminde bulunamam ancak sürecin mahkeme heyetinin kontrolünde ilerleyeceğini biliyoruz." şeklinde sözlerini tamamladı.