2026.08.28 08:56 Son Güncellenme: 2026.08.28 08:56 - GÜNDEM
Adalet Bakanı Akın Gürlek, İdris Naim Şahin'e tahsis edilen çakarlı aracın Mehmet Özmen tarafından kullanıldığını belirterek dosya kayıtlarını açıkladı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, özel bir televizyon programında gündemdeki soruşturmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürlek, Alihan Kuriş Suç Örgütü'nün finansal faaliyetlerinden Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne, Alparslan Kuytul Suç Örgütü soruşturmasından eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'e tahsis edilen araçlara kadar çeşitli konularda açıklamalar yaptı.
Bakan Gürlek, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in kullanımına tahsis edilen çakarlı araçla ilgili dosyadaki kayıtların Şahin'in açıklamalarıyla örtüşmediğini söyledi. Aracın uzun süredir Mehmet Özmen tarafından kullanıldığını belirten Gürlek, örgütle bağlantılı olduğu belirtilen bir kişinin de başka bir aracı kullandığını ve konunun araştırıldığını ifade etti.
Alihan Kuriş yapılanmasının yurt dışı faaliyetleri
Alihan Kuriş Suç Örgütü'nün para hareketlerine ilişkin konuşan Gürlek, örgütün finansal kaynaklarının çeşitli yöntemlerle yurt dışına aktarıldığını belirtti. Özellikle umre organizasyonları üzerinden yürütülen para trafiğine dikkat çeken Gürlek, bu amaçla Hisar Turizm isimli şirketin kullanıldığını ve örgüt mensuplarından elden para toplandığını aktardı.
Gürlek, "Paraları yurt dışına çeşitli şekilde çıkartıyorlar. Özellikle biliyorsunuz, umre ile ilgili bunların bir şirketi var, Hisar Turizm. Özellikle umre görevini yerine getirmek isteyen kendi mensupları üzerinden elden para veriyorlar. İşte bunların başındaki hocalara elden para verip daha sonra bu şekilde paralar yurt dışına çıkıyor. Yurt dışına da bunlar, sizin söylediğiniz gibi, yurt dışında Köln'de, Almanya'da bir yapılanma var. Çok büyük bir orada merkezlerini oraya taşıdıkları, orada kurmak istiyorlar. Bunlarla ilgili başsavcılığımızın çalışmaları devam ediyor" dedi.
Gürlek ayrıca Alihan Kuriş ile ailesinin yaklaşık 180 taşınmazının bulunduğunu söyledi. 1982 doğumlu olduğunu belirttiği Kuriş'in annesinin Ayşe Gülderen Kuriş, kardeşinin ise Hilmi Kuriş olduğunu aktaran Gürlek, Hilmi Kuriş'in daha sonra yakalandığını ifade etti.
Örgütün yönetim kadrosuna ilişkin değerlendirmesinde Gürlek, "Alihan Kuriş, 1982 doğumlu. Çok genç yaşta, sizin de az önce söylediğiniz gibi annesi Ayşe Gülderen Kuriş, diğer kardeşi Hilmi Kuriş o da daha sonradan yakalandı biliyorsunuz. Burada örgüt yönetiminin, aslında örgütün tabanındaki insanların dini duygularını, özellikle vatandaşlarımızın dini duygularını sömürerek kendilerine bir kaymaklı yaşam tarzı kurduklarını görüyoruz" ifadelerini kullandı.
Kuriş'in liderliğe geçişi ve soruşturmanın kapsamı
Bakan Gürlek, yürütülen operasyonun herhangi bir dini grup veya dini yapılanmayı hedef almadığını özellikle vurguladı. Ahmet Arif Denizolgun'un ölümünün ardından Alihan Kuriş'in mevcut silsileye uygun olmayan biçimde yönetimin başına geçtiğini belirten Gürlek, sonrasında örgütün ana kademesinde değişiklik yaşandığını söyledi.
Gürlek, "Ahmet Arif Denizolgun'un ölümünden sonra normalde silsileye aykırı bir şekilde Alihan Kuriş başa geçiyor ve Alihan Kuriş başa geçtikten sonra da özellikle örgütün bir ana kademesinde değişiklik oluyor. Bu şekilde bir suç örgütü var. Burada kara para aklama suçu var, örgüt kurma ve yönetme, aynı şekilde devlet aleyhine bir dolandırıcılık suçu iddiası var. Bu tamamen suç örgütünün bir yapılanmasına ilişkin operasyon, mali bir operasyon. Burada dediğim gibi yani bu soruşturma giderek derinleşiyor. Yani yeni dalgalar olur mu, o başsavcılığımızın takdirinde" şeklinde konuştu.
Denizolgun'un ölümüyle ilgili şüpheler
Gürlek, eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheli olarak değerlendirildiğini belirtti. Daha önce de bu konuda şikayetler bulunduğunu söyleyen Gürlek, ölümün doğal nedenlerle mi gerçekleştiği yoksa dışarıdan bir müdahalenin mi söz konusu olduğu konusunda inceleme yapıldığını aktardı.
Bu kapsamda mezarın açılarak fethi kabir işleminin gerçekleştirildiğini ve örnekler alındığını ifade eden Gürlek, tanıkların yanı sıra dosya içerisinde itirafçıların beyanlarının da bulunduğunu söyledi.
Gürlek, "Arif Ahmet Denizolgun'un ölümü üzerinde bir şüphe duydu Bakırköy Başsavcılığımız. Bu konuda zaten daha önce de şikayetler vardı. Özellikle sizin söylediğiniz gibi; doğal bir ölüm mü, yoksa dışarıdan müdahaleyle bir ölüm mü olup olmadığı konusunda fethi kabir yapıldı, örnekler alındı. Ama tabii burada şüpheli durumlar var, tanık beyanları da var, içeriden itirafçı beyanları da var. Çünkü Arif Ahmet Denizolgun öldükten veya öldürüldükten sonra zaten yapılanma değişiyor. Normalde Alihan Kuriş 36 yaşında, çok genç yaşta başa geçiyor. Zaten Alihan Kuriş başa geçtikten sonra birden örgüt içerisindeki yapılanma değişiyor. Bu konuda tabii Başsavcılığımız soruşturma başlattı. Bildiğim kadarıyla tanıkları dinliyor, bir araştırma yapıyor. Aynı zamanda dosyaya sunulan bir adli tıp raporu da var; burada bir şüpheli ölüm olduğuna ilişkin. Ama tabii şu an kesinleşecek durum Adli Tıp Kurumunun raporudur. Bu rapor ne zaman çıkar bilmiyoruz ama kısa sürede çıkacağını düşünüyoruz. Tabii bu Adli Tıp raporuna göre Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının başlatmış olduğu ve devam eden soruşturmanın seyrinde değişiklik olacaktır. Sizin de az önce söylediğiniz gibi boğazda ekimozlar var, bir boğulma iddiası var, daha sonra olaya geç müdahale edilmesi ve sağlık ekiplerine haber verilmeme durumu var. Bunların hepsi araştırılıyor. Başsavcılığımız çok ayrıntılı bir soruşturma yürütüyor, biz süreci takip ediyoruz. Bu konuda Adli Tıp raporu çıktıktan sonra muhtemelen yeniden beyanlar alınacaktır, yeni şüphelilerin beyanları alınacaktır ya da yeni operasyonlar yapılacaktır."
Alparslan Kuytul soruşturmasında bilgisayar detayı
Programda Alparslan Kuytul Suç Örgütü'ne yönelik operasyon da gündeme geldi. Gürlek, örgüt çevresindeki kişilerin zor kullanma, tehdit ve şantaj yoluyla insanlara senet imzalattığını ve para aldığını, ayrıca istihbarat yapılanmasına benzer şekilde kayıtlar tuttuğunu söyledi.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın arama kararından önce örgütün ana bilgisayarlarını söktüğünün tespit edildiğini belirten Gürlek, aramalar sırasında ikametlerde bilgisayar kasalarının sökülmüş halde bulunduğunu ifade etti.
Gürlek, "Alparslan Kuytul ve etrafında kümelenen şahısların yapmış olduğu eylemler var, suç örgütü var. İnsanlardan zorla, tehditle, şantajla senet imzalatmalar, para almalar, istihbarat örgütü gibi kayda almalar, bunlar devam ediyor, Adana Başsavcılığımız derinleştiriyor. Özellikle biz arama kararı vermeden önce, yani daha doğrusu Adana Başsavcılığımız arama kararı vermeden önce bir şekilde öğrenip bütün ana bilgisayarları söktüklerini tespit ettik. Yani başsavcılığımız ikametlerde arama yaptığı zaman bütün bilgisayarların kasalarının sökülmüş vaziyette olduğunu tespit etti. Bu örgütün ciddi bir istihbarat ağı olduğunu gösteriyor" diye konuştu.
İki soruşturma ayrı yürütülüyor
Alihan Kuriş Suç Örgütü ile Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin dosyaların birbirinden ayrı yürütüldüğünü kaydeden Gürlek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Kuriş yapılanmasına yönelik soruşturma yürüttüğünü, Denizolgun'un ölümünün ise Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından araştırıldığını belirtti.
Bakan Gürlek, soruşturmalara yönelik ihbarların sürdüğünü ve mağdur olduğunu belirten vatandaşların başvurular yaptığını söyledi. İyi niyetle yardım ettikten sonra bu duygularının istismar edildiğini düşünen kişilerin yanı sıra örgüt içerisinden etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyenlerin de başvuruları bulunduğunu aktardı.
Gürlek, "İki soruşturmamız var. Ankara merkezde, özellikle Alihan Kuriş suç örgütüne ilişkin yürütülen bir soruşturma var. Bir de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan, Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin bir soruşturma var.. Biz süreci takip ediyoruz. Muhtemelen soruşturma derinleşecek. Şu an tabii soruşturma sürecinde sürekli olarak ihbarlar yapılıyor. Mağduriyeti olan, iyi niyetle yardım edip de daha sonradan bu iyi niyet duygularının sömürüldüğünü düşünen vatandaşlarımızın başvuruları oluyor. Örgüt içerisinden de etkin pişmanlıkta bulunanlar oluyor. En son gözaltı dalgasında da etkin pişmanlıkta önemli beyanlar oldu. İlk dalgada da önemli beyanlar oldu. Başsavcılığımız bunları takip ediyor; hem Bakırköy hem Ankara Başsavcılığımız. Yani soruşturma muhtemelen derinleşecektir. Biz de takip ediyoruz" dedi.
Glooper ve "Tek Kayıt" incelemesi
Alihan Kuriş Suç Örgütü'nün iletişim yöntemlerine ilişkin de bilgi veren Gürlek, örgüt içerisinde Glooper adlı bir yazışma uygulamasının kullanıldığını söyledi. Programın dışarıdan oluşturulduğunu ve iletişimde gizlilik sağlamak amacı taşıdığını belirten Gürlek, "Tek Kayıt" isimli muhasebe programının da soruşturma kapsamında incelendiğini aktardı.
Alparslan Kuytul yapılanmasında ByLock benzeri şifreli bir iletişim programına ilişkin veri bulunmadığını belirten Gürlek, Alihan Kuriş yapılanması için ise farklı bir durumun söz konusu olduğunu ifade etti.
Gürlek, "Alparslan Kuytul örgütünde böyle bir veri yok. Ama sizin söylediğiniz gibi Alihan Kuriş suç örgütünde Glooper isimli bir yazışma programı kullanıyorlar. Bu tamamen dışarıdan, kendi aralarında gizliliğe riayet edilerek oluşturulan bir program. Bir dini yapılanma ve dini cemaat niçin kendi mensuplarıyla yazışmak için böyle bir program kullansın? Ayrıca 'Tek Kayıt' diye bir muhasebe programı var, bununla ilgili çalışıyoruz. En son yapılan 54 kişilik gözaltında 'Tek Kayıt' muhasebe programına ilişkin kişiler de alındı. Burada özellikle muhasebe kayıtları üzerinden sahte belge oluşturarak paraların yurt dışına çıkartılması, daha sonradan sisteme sokulması konusunda anladığım kadarıyla bir çalışma yapıyorlar. Bununla ilgili süreç devam ediyor" cevabını verdi.
İdris Naim Şahin'in tahsisli aracı gündemde
Programın son bölümünde eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in üzerine tahsisli çakarlı araçla ilgili iddialar ele alındı. Gürlek, Alihan Kuriş'in diğer kardeşinin uzun süre takip edildikten sonra yakalandığını, bu kişinin Marmaris Bozburun'dan tekneyle yurt dışına çıkmaya çalışırken yakalandığını belirtti.
Gürlek, bu süreçte çakarlı bir aracın da takip edildiğini ve aracın eski bir bakana tahsis edildiğinin ortaya çıktığını söyledi.
Gürlek, "Alihan Kuriş suç örgütüne dönmek gerekirse, biliyorsunuz diğer kardeşi uzun bir süre takipten sonra yakalandı. Özellikle Marmaris Bozburun'dan bir tekne ile yurt dışına çıkma faaliyetinde bulunduğu sırada yakalandı. Tabii burada maalesef bir çakarlı araba mevzusu var. Tahsisli bir araç var, o da bizim takibimizdeydi. Biz özellikle telefon baz istasyonlarının, Mehmet Özmen'di anladığım kadarıyla ismi, Mehmet Özmen isimli şahsın bir çakarlı arabayı kullandığını gördüğümüzde takibe aldık. Ama tabii o çakarlı araba da maalesef eski bir bakanımızın çıktı."
Gürlek, İdris Naim Şahin'in daha önce yaptığı açıklamalarda aracı yalnızca İstanbul'a geldiğinde kullandığını ve aracın diğer zamanlarda otoparkta beklediğini söylediğini aktardı. Ancak HTS ve PTS kayıtlarının bu açıklamayla örtüşmediğini belirten Gürlek, aracın uzun süredir Mehmet Özmen tarafından kullanıldığını ifade etti.
Eski Bakan Şahin'in aracı kiraya verdiği yönündeki açıklamasını da değerlendiren Gürlek, söz konusu aracın bir kiralama şirketine kayıtlı olmadığını söyledi. Trafikte geçiş üstünlüğü bulunan araçların tescil işlemlerine ilişkin de bilgi veren Gürlek, aracın ya doğrudan bir şahsın üzerine ya da kiralama şirketinin üzerine kayıtlı olması gerektiğini belirtti.
Gürlek, "İdris Naim Şahin Bakanımızın bunu yapmaması lazımdı. Ben daha sonraki beyanlarını da okudum. Özellikle kiralamaya verdiğini, kiralama yoluyla bu aracı verdiğini söylüyor ama Bakan Bey'in söyledikleri ile dosyadaki kayıtlar birbirini tutmuyor. Çünkü söz konusu şirket bir kiralama şirketi değil. Yani burada tamamen şahsa özgü bir araç verilmiş. Burada trafikte geçiş üstünlüğü olan araçların ruhsatları şu şekilde tescil ediliyor: Bir şahıs üzerineyse, benim üzerime bir araç varsa tescil ediyoruz ya da kiralama şirketinin üzerine tescil ediyoruz. Burada da Bakan Bey'in söyledikleri tutmuyor birbirini. Kiralama şirketi yok. Bu araç, özellikle biz aracın HTS-PTS kayıtlarına baktığımız zaman, Bakan Bey şöyle bir ifade kullanmıştı İdris Naim Şahin; 'Sadece ben İstanbul'a geldiğim zaman bu aracı kullanıyorum, otoparkta duruyor' öyle değil. Bu araç uzun süreden beri Mehmet Özmen tarafından kullanılıyor. İki araç daha var. Bir tane aracı da aynı şekilde bu örgütle irtibatlı bir kişi var, ona veriyor kullanması için. Bu konu hakkında araştırıyoruz ama Bakan Bey'in söyledikleri ile dosya içeriği uyuşmuyor, ben bunu söylemek istiyorum" şeklinde konuştu.
Ömer Faruk Daşkın