Kolaylı'dan Uğur Mumcu'yu anma mesajı
2015.01.24 11:33
Son Güncellenme: 2015.01.24 11:33
-
BURSA
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, bombalı saldırı sonucu öldürülen gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun 22. ölüm yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı.
Gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun 22. ölüm yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayınlayan Nuri Kolaylı, "Değerli meslektaşımız araştırmacı, hukukçu ve yazar Uğur Mumcu, bundan 22 yıl önce, soğuk bir kış günü Ankara’da öldürüldü. O günden bu güne her 24 Ocak’ta katillerin bulunması için sokaklarda olduk, açıklamalar yaptık, unutmadığımızı, unutmayacağımızı haykırdık.
Türk basınının yaklaşık 200 yıllık tarihi, ne yazık ki onlarca suikastın de tarihidir.
Hemen her dönemde, doğruyu ve gerçekleri yazıp söylemenin bedeli işsizlik ve hapis olmuş, bazı dönemler daha da ileri gidilerek kanlı suikastlar yaşanmıştır.
İlk basın şehidimiz Hasan Fehmi’den Uğur Mumcu’ya, Taner Kışlalı’dan, Bahriye Üçok’dan Muammer Aksoy’a, Abdi İpekçi’den Çetin Emeç’e ve Metin Göktepe’den Hrant Dink’e kadar onlarca aydınımız eli kanlı karanlık güçlerin hedefi oldular.
Bundan 21 yıl önce Uğur Mumcu’yu hedef seçen caniler, tuzaklarını kurarken yalnızca öldürmeyi düşünmüş, her türlü sağ kalma olasılığını en başından bertaraf etmişlerdi.
Uğur Mumcu’ya karşı bunca kin, bunca garez niçindi peki?
Çünkü Türkiye’nin aydınıydı Uğur Mumcu; ayakları sımsıkı bu ülkenin toprağına basıyordu; bu ülkenin sesi ve soluğuydu.
Uğur Mumcu Türkiye’nin demokratıydı; haksızlığın ve hukuksuzluğun, yalanın ve dolanın üzerine gidiyordu. Cumhuriyet’in, Atatürk ilkelerinin ve özgürlüğün yorulmaz savunucusuydu.
"Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz" diyordu. Tüm yazı ve çalışmalarında bu ilkeye sıkı sıkıya sadık kalıyordu. Üzerine gittiği her konuyu araştırıyor, inceliyor, bulgularını vicdanının terazisine vuruyor ve ne söyleyecekse o zaman söylüyordu.
Abdi İpekçi, Doğan Öz, Cevat Yurdakul, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Çetin Emeç’in katillerinin izini sürerken veya mafya-siyaset-devlet üçgenindeki ilişkileri araştırırken aradığı yalnızca gerçek oluyordu. Gerçeği bulduğunda, kim olduğuna bakmadan, kime dokunuyorsa ayırım yapmaksızın ona dokunuyordu.
Son olarak araştırmalarını radikal dinci ve bölücü hareketler üzerinde yoğunlaştırmış ve bu akımlara sert eleştiriler yöneltmişti. İşte tüm bunlar Uğur Mumcu’nun katlinin nedenleriydi.
O günün devlet yönetimi milyonlarca yurttaşa “Söz veriyoruz! Namusumuz üzerine söz veriyoruz. Katiller bulunacak…” demişlerdi.
Bugün bütün açıklığıyla görüyoruz ki, aradan geçen 21 yılda, kanlı suikastın arkasındaki karanlık güçler gerçek boyutlarıyla ortaya çıkarılmamıştır.
Yalnız Uğur Mumcu değil, bu ülkede katledilerek susturulan tüm meslektaşlarımız bu toprağın sesi ve rengiydi…
Bu toprağın aydınlarına sahip çıkmadıkça, cinayetlerin ardındaki karanlığı aydınlatmadıkça ne Mumcular, ne Emeçler ne Aksoylar, ne İpekçiler, ne Üçoklar, ne Kışlalılar, ne de Dinkler yattığı yerde rahat edecek, edebilecek…" dedi.