2026.10.07 17:17 Son Güncellenme: 2026.10.07 17:18 - GÜNDEM
"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında tutuksuz sanık Serdar Haydanlı, 2019 yılı sonunda yaklaşık 17 milyon liralık hak ediş ve teminat alacağını tahsil etmek için eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın'ın baskısıyla belirlenen firmalarla çalışmaya zorlandığını öne sürdü. Kendisinin örgütün parçası olmadığını savunan Haydanlı, "Ben bu süreçte bir suçun faili veya yardım edeni değil, suçun mağduruyum" diyerek beraatini talep etti.
"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasının 30'uncu gününde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi.
Duruşmada, daha önce etkin pişmanlık kapsamında ifade veren tutuksuz sanık Serdar Haydanlı savunma yaptı.
Haydanlı, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek dosyadaki konumunun sanık değil, baskıya maruz kaldığını öne sürdüğü bir mağdur ve tanık olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
"17 milyon lira hak ediş ve teminat alacağım vardı"
Reklam ve tanıtım sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini anlatan Haydanlı, 4.5G Ajans Organizasyon'un 2016'da kurulduğunu, Home Prodüksiyon'un ise 2018'den itibaren kendisine geçtiğini söyledi.
Dosyadaki delillerin suçlamaların faili değil mağduru olduğunu gösterdiğini ileri süren Haydanlı, "Maalesef hiçbir delile dayanmayan iddialarla sanık konumundayım" dedi.
Haydanlı, 2019 yerel seçimleri sonrasında önceki dönemden kalan sözleşmeler ve tamamlanan işler nedeniyle tahsil edemediği alacaklarının bulunduğunu belirtti.
2019 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 17 milyon lira tutarında hak ediş ve teminat alacağının bulunduğunu söyleyen Haydanlı, yeni yönetimin göreve gelmesinin ardından dönemin Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın tarafından Sütlüce'de bulunan iletişim çadırına çağrıldığını öne sürdü.
Haydanlı, görüşmede Taşkın'ın kendisine "Ticaret mi yapmak istiyorsunuz, siyaset mi?" diye sorduğunu, kendisinin ise yalnızca ticaret yapmak ve alacaklarını tahsil etmek istediğini söylediğini anlattı.
"Gösterdikleri firmalarla çalışmam gerektiği söylendi"
Haydanlı, görüşmelerin devamında geçmiş dönemden kalan işlerini sürdürebilmek ve alacaklarını tahsil edebilmek için kendilerine gösterilecek firmalarla çalışmasının şart koşulduğunu iddia etti.
Haydanlı, ayrıca eski alacaklarını tahsil etmek istiyorsa yeni yönetim döneminde açılacak yeni ihalelere de girmesi gerektiğinin Serdal Taşkın tarafından kendisine söylendiğini savundu.
"Başka firmaların faturalarını kendi kayıtlarıma almam istendi"
Serdal Taşkın'ın baskısı ve yönlendirmesiyle ihale süreçlerine girdiğini ileri süren Haydanlı, 2019 yılının sonunda dört farklı ihaleye teklif verdiğini ve bunlardan yalnızca birinin kendi şirketinde kaldığını söyledi.
Haydanlı, kendisine yaptırılmayan bazı işlere ilişkin başka şirketler tarafından düzenlenen faturaların kendi şirketinin kayıtlarına alınmasının istendiğini öne sürdü.
Bu talebi kabul etmediğini belirten Haydanlı, "Bu nedenle en son 2020 Mart ayında fatura kesmiş ve iş yapmış oldum. O günden bugüne kadar İBB ve iştirakleriyle herhangi bir ticari ilişkim olmamıştır" dedi.
Haydanlı, başka firmaların faturalarını kabul etmemesi nedeniyle mevcut sözleşmesinde kalan işlerin de kendisine yaptırılmadığını savundu.
"Bir suç örgütü varsa ben örgütten değilim"
İddianamede ileri sürülen suç örgütünün varlığını bildiği veya örgütün parçası olmayı kabul ettiği yönündeki değerlendirmenin doğru olmadığını söyleyen Haydanlı, önceki ifadelerinde kullandığı "sistem" sözcüğüyle belediyedeki ihale süreçleri üzerinden yürütülen iş akışını kastettiğini belirtti.
Haydanlı, "Ortada bir suç örgütü var mı, ben bilmiyorum, bunu ortaya çıkaracak olan mahkemenizdir. Ancak bir suç örgütü de varsa, ben örgütten değilim" dedi.
Serdal Taşkın tarafından süreçlere katılması yönünde baskıya maruz kaldığını iddia eden Haydanlı, teklif vermeye zorlandığını savundu.
"Kamu görevlilerinin baskısının mağduruyum"
Haydanlı, dosyadaki konumunun kamu görevlilerinin yetki ve nüfuzlarını kullanarak oluşturduklarını iddia ettiği baskının mağduru olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yaklaşık 17 milyon liralık hak edilmiş alacağına ulaşabilmesinin birtakım şartlara bağlandığını öne süren Haydanlı, yaşadıklarını "Alacağını almak istiyorsan bizim belirlediğimiz firmalarla çalışacaksın" şeklinde özetledi.
Haydanlı, "Dolayısıyla ben bu süreçte bir suçun faili veya yardım edeni değil, suçun mağduruyum" ifadelerini kullandı.
"Bu yapı ticari hayatımı bitirmeye gayret etti"
Savunmasının devamında Haydanlı, kendisine baskı yapıldığını öne sürerek, "Bu yapı bana yaşama imkanı vermemiş, ticari hayatımı bitirmeye gayret etmiştir" dedi.
Alacaklarını tahsil edebilmek amacıyla Serdal Taşkın ile iletişimde kalmak zorunda olduğunu savunan Haydanlı, iddianamede örgüt lideri, yöneticisi veya üyesi olduğu iddia edilen kişilerle birlikte sanık olarak yargılanmasının kendisine manevi yük getirdiğini ifade etti.
Haydanlı, mahkemeden dosyasının ana kovuşturmadan ayrılmasını, tanık sıfatıyla dinlenmesini ve üzerine atılı suçların unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmesini talep etti.
Savcı sordu: "Usule aykırı işler nelerdi?"
Haydanlı'nın savunmasının ardından çapraz sorguya geçildi.
Savcı, Kültür A.Ş. hak ediş şefi Gökhan Köseoğlu'nun kendisine anlattığını söylediği usule aykırı işlemlerin neler olduğunu sordu.
Haydanlı, WhatsApp yazışmalarının bir bölümünü mahkemeye sunduğunu belirterek ayrıntıları tam olarak hatırlamadığını ancak söz konusu hususların "tamamının suç olabilecek unsurlar" olduğunu söyledi.
O dönemde kurumda mülkiye müfettişi bulunması nedeniyle belgelerin daha hızlı işlem yapılabileceği düşüncesiyle müfettişe aktarılmasını istediğini ifade etti.
Kaçırılan Kültür A.Ş. çalışanı da savunma yaptı
Duruşmada Kültür A.Ş. Mali İşler Müdürü Erhan Karaal da savunmasını gerçekleştirdi.
Karaal, 17 Haziran'da İstanbul Maltepe'de kaçırılmış, daha sonra Tuzla'da bir inşaat alanındaki prefabrik yapıda elleri ve kolları bağlı halde bulunmuştu.
Tedavisinin ardından taburcu edilen ve davada tutuksuz yargılanan Karaal, şirketteki görevinin mali kayıtlar, beyannameler, gelirlerin banka hesaplarına yatırılmasının kontrolü ile maaş, vergi, SGK ve diğer ödeme ve tahsilatların takibinden oluştuğunu anlattı.
İhale komisyonlarında mali üye olarak bulunmasının kendi tercihi değil yasal bir zorunluluk olduğunu belirten Karaal, rüşvete aracılık etmekle suçlandığı kişilerle hiçbir tanışıklığının, maddi ilişkisinin veya menfaat bağının bulunmadığını savunarak suçlamaları reddetti.