Başbakan Erdoğan: 'Ayakkabı kutusundaki Halkbank parası değil'
2014.02.11 13:45
Son Güncellenme: 2014.02.11 13:45
-
SİYASET
Başbakan Erdoğan, 'Ayakkabı kutusu içerisinde söylenen olaylar, Halk Bankası’ndan alınan ya da soyulan para değildir' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Al Jazeera televizyonuna verdiği mülakatta, “Ben yolsuzluk dendiğinde şunu anlarım; devletin kasası soyuluyor mu soyulmuyor mu? Ayakkabı kutusu içerisinde söylenen olaylar, Halk Bankası’ndan alınan ya da soyulan para değildir” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Dolmabahçe’deki ofisinde Al Jazeera’den Jamal Elshayyal’e konuştu. Erdoğan, yolsuzluk iddialarından Kürt sorununa, Gezi Parkı eylemlerinden cumhurbaşkanlığı seçimlerine pek çok konuda soruları yanıtladı. Yolsuzluk iddialarıyla ilgili sorulan bir soruya cevap veren Erdoğan, “Aslında şu anda hükümetimiz art niyetlerle hazırlanmış bir senaryoyla karşı karşıya. Bu senaryo ne yazık ki tamamı ile hükümetimize bir darbe yönelimine ait bir senaryo ve bu senaryo tutarlı değil. Söylenenler, iftiralar... Hiçbirisinin devletin kasasından alınan ve çalınan herhangi bir şey olmadığına kesinlikle inancım var. Bizi şu ana kadar başarılı bir şekilde getiren süreç de budur. Biz yola çıkarken bir şey söyledik. 3Y ile bizim mücadelemiz olacak. Bunun bir tanesi yolsuzluktur, bir tanesi yasaklardır, bir tanesi de yoksulluktur. Biz yolsuzluk ile vermiş olduğumuz bu mücadele neticesinde Türkiye’yi milli geliri itibarı ile ekonomik alanda birden 3 kat arttırmak suretiyle bu noktaya getirdik. Bizim milli gelirimiz 230 milyar dolardı. Ama şu anda 800 milyar doları aşmış vaziyetteyiz. Yolsuzlukların olduğu bir hükümet buralara gelebilir mi? Bir diğer çok önemli konu, Türkiye’nin ihracatı 36 milyar dolardı. Şu anda 152 milyar dolara geldi. Çünkü biz ihraca yönelik bir ekonomi anlayışını sürdürdük. Türkiye borçlarını ödemede iyi bir konuma geldi. Bizim kamu net borç stokumuz milli gelire oranla yüzde 73’tü. 100 liranın 73 lirası borçtu. Şu anda ise yüzde 35’e düşmüş vaziyette. Yolsuzlukların olduğu bir iktidar bunu yapabilir mi? Mesela devletin borçlanma faizi yüzde 63’tü. Şu anda tek haneli rakama düştü. 4,6’ya kadar düşmüştü. Maalesef son gelişmeler nedeniyle 10’a kadar yükseldi. Fakat bu tekrar inanıyorum ki daha aşağı seviyelere düşecektir. Tabii 2013’ün ilk 3 çeyreğinde Türkiye’nin büyüme oranına baktığımızda yüzde 4. Bu önemli bir şey. Yıl sonu itibarı ile Türkiye’nin büyüme oranının 3,8 olarak tamamlanacağına inanıyorum. Dolayısıyla bizim iktidarımız, hükümetimiz, kesinlikle yolsuzlukların hükümeti değildir. Bu bir iftiradır. Bunun bedelini bu iftirayı atanlar ödeyeceği gibi, muhatap olanlar da yasalar içerisinde halleder. Ben yolsuzluk dendiğinde şunu anlarım; devletin kasası soyuluyor mu soyulmuyor mu? Ayakkabı kutusu içerisinde söylenen olaylar, Halk Bankası’ndan alınan ya da soyulan para değildir. Bu Halk Bankası biz iktidara gelmeden önce görev zararı kaydeden bir bankadır. Şu anda ise Balkanlar’ın, Avrupa’nın kârlı bankalarından bir tanesidir. Bunları görmemezlikten geliyorlar. BDDK (Bankacılık Düzenlememe ve Denetleme Kurumu) gelmiştir, incelenmiştir. İncelemelerin neticesinde herhangi bir sıkıntının olmadığına dair raporunu vermiştir. Biz buna mı inanacağız, yoksa iftiralara mı inanacağız? Bizim iftiralarla devlet yönetmek gibi bir derdimiz yoktur” dedi.
Polislerin görevden alınması hakkında sorulan bir soruya cevap veren Başbakan Erdoğan, “Burada bir işbirliği var. Yargının bir kısmıyla ne yazık ki güvenlik güçlerinin polis teşkilatının bir kısmının işbirliği söz konusu. Bu işbirliği ile hükümete karşı bir darbe girişiminin içerisinde bulundular. Bunun adını ben paralel yapı, paralel yapılanma, paralel devlet olarak koydum. Bu konu ile ilgili olarak bu hukuk dışı yapılanmayla da bizim mücadele vermemiz gerekir. Sonunda bu ülkeyi biz yönetiyoruz. Yarın halk bunun hesabını bize soracak. Sıkıntı nerede, bunu araştırmamız lazım. Bakıyoruz ki, polisteki hazırlanan dosyalarla yargıdakiler birbirini tutmuyor. Bir diğer taraftan da gizlilik kaydı olan bu dosyalar medyaya servis ediliyor. Bunlar yapılamaz. Bunların içerisinde çok itibarlı iş adamları, siyasiler var. Çünkü suç sabit oluncaya kadar insanlar suçsuzdur. Siz kalkıp da bir insanı suçlayamazsınız. Diyelim ki bu insanlar Türkiye’nin en saygın iş adamları. Bu işadamları hakkında suç sabit olmadığına göre böyle bir açıklama yapıldığı zaman bu insanların finans kuruluşları nezdindeki itibarı ne olacak? Bu itibarı geri iade edebilir misiniz? Yarın bu insanlar bu işleri yine alıp götürecekler. Mesela ben bir örnek vereceğim: Üçüncü havalimanı 42 milyar dolara mal olacak bir havalimanı. Burada biz devlet olarak para ödemiyoruz. Yolsuzluk neresinde bunun göreceğiz. Bu havalimanı 20 yıl bunlar tarafından işletilecek. 20 sene sonra bu havalimanı, devlete teslim edilecek. 42 milyar doları bu insanlar bulacaklar. İçerideki devlete ait, özele ait bankalardan kredi alarak bunu yapacaklar. Belki yurtdışından da kredi alacaklar. Ama siz bu girişimcileri böyle bir lekelemeyle, karalamayla yıpratırsanız bu insanların kredibilitesi sarsılmaz mı? Bu bir ihanet değil mi? Bütün bu adımlar atılırken hukuk bize de hangi yetkileri verdiyse onu yapıyoruz. Atamalarda insanların sadece yerleri değiştiriliyor. Bu insanların mesleklerine son verilmiyor. Bu atamaları yaparken de hukuk bize hangi yetkiyi veriyorsa, bu yetkiler içerisinde bunu yapıyoruz. Biz devlet idare ediyoruz. Bunu başarılı bir şekilde idare etmeye mecburuz. Birileri bir yanlış yapıyorsa, bu yanlış yapanları orada tutmak zorunda değiliz. Bu suistimalin hesabını bunlar birilerine vermek durumundadır. Burada da Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) var. Yargıyla ilgili tasarrufu HSYK yapar. Oraya sevk ediliyorlar ve onlar bunun atamalarını, kararını, yer değiştirmelerini yapıyor. Ama güvenliğe gelince bizim yapma yetkimiz var. Onu da biz yapıyoruz” dedi.